Cuma sabahı müdür beyin öğretmenler toplantısı yapmasıyla başladık güne. Nöbetçi öğretmenlerdi konu. Yibo ve nöbetlerini bu işin içine girmeden bilemezsiniz. Toplantıda okulda benim dışındakı kadrolu bayan öğretmen kendine çok nöbet yazıldığından yakındı. Ardından beni öne sürdü. Bu ay bana 5 nöbet yazılmış. Hoş muhatap almadım da yine de insan bir parça uyuz oluyor. Bu insan hakkında çok söz söylememe gerek yok. Sadece öğrenciden bulduğu üzerinde "bu kağıdın fotokopisini çekip 13 kişiye dağıtmazsan başına bir felaket gelir"yazan kağıdın fotokopisini çekip 13 kişiye dağıtarak çocuklar örnek olan bir insandır kendisi.
Cuma nöbetleri genelde çok zor olmaz bizim okulda. Çünkü cuma günü ders bittikten sonra öğrenciler köylerine dağılırlar. O yüzden nöbet çok yormadı beni. Okulda geçirdiğim zaman da bir dünya evrak işlerimi hallettim. Evde olsaydım belki bu kadar çalışkanlık göstermezdim. 5 sınıfın yazılılarını okudum. Sonuçlar beni gerse de iş yükünden kurtulmuş olmam biraz rahatlattı beni. Ardından 1.5 aylık sosyal kulüp faaliyet raporlarımı hazırladım ki biraz daha rahatladım. Akşamleyin pansiyona sadece yatmaya gittim. Öğretmenler odasında diğer öğretmenlerle muhabbete daldım...
Ertesi gün okulda toplantı vardı. Toplantı tutanağını yazdım. Nöbetin ardından yorulmaya devam ediyordum. Sınıfım olmadığından sadece branş öğretmeni olarak velilerle görüşüp onlara öğrencileri hakkında bilgi verdim.
Enerjimin giderek düştüğünü hissediyordum artık. Eve geldiğimde hemen vurup kafayı yatamadım. Kahvaltı yeni başlıyordu çünkü bizim evde ve bu keyif hep beraber yapılmalıydı. Kahvaltı sonrasında yapılan temizliğe çok katılamadan bedenim artık iflasa doğru gittiğini hissettim Direksiyon dersimi de iptal ettirdikten sonra bikaç saat uzandım ve ancak kendime gelebildim.
Ertesi gün yani bugün sabah erkenden Iğdır'a gittik bizim okuldan dört öğretmenle. Ales vardı çünkü.3 saatlik sınav resmen dengemi dağıtmıştı. Sorular çok zordu ve süreyi yetiştirmekte sıkıntı yaşadım. Son 10 dakikada yaptım biçok soruyu. Hani vardır ya bi söz ben onu şöyle değiştirdim. Türk'ün aklı son anda gelir :P
Sınavdan sonra Iğdır'ın ünlü Cağ kebabını yemeye bir restorana oturduk. O yorgunlukla çok iyi gelmişt o yemek..Ardından Aliyev parkının yanında nostalji cafe de ortaokul arkadaşımın kardeşiyle buluşup bir şeyler içtik. Orhan Iğdır'da ziraat mühendisliği okuıyor. Ben doğubeyazıta geldiğimden bu yana hiç görüşememiştik. Açıköğretim kitaplarımın bir kısmı gelmişti onları benim adıma almıştı bürodan. Hem onları bana verdi hem de sohbet muhabbet ettik..
Ardından tekrar Doğubeyazıttayım..
Şimdi biraz keyfim yok neden mi? Çünkü bu hafta sonundan hiç bir şey anlamadım. Çok hızlı ve yoğun geçti ben bir gün daha tatil istiyorum yarın gitmek istemiyorum okula...
Bir de biraz önce uzun zamandır ilk defa bir kek tarafından aldatıldım. Önce çok kabardı kocaman oldu hatta taştı tepsiden. Sonra kızarmış göründü gözüme çıkardım. Yüzü yanıktı.. O kabarıklığı da kayboldu .. İçine baktım hamurdu... Kekin başına gelmeyen kalmamıştı yanii..:(
Bir de o keki sevdiğim birine yapmıştım.. daha da üzüldüm:((((
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder