11 Kasım 2012 Pazar

Yorgun günlerin

 ardından soluğu blogumda alıyorum... Cuma günü nöbetimin ertesi cumartesi okul aile birliği veli toplantısı ardından ALES...

Cuma sabahı müdür beyin öğretmenler toplantısı yapmasıyla başladık güne. Nöbetçi öğretmenlerdi konu. Yibo ve nöbetlerini bu işin içine girmeden bilemezsiniz. Toplantıda okulda benim dışındakı kadrolu bayan öğretmen kendine çok nöbet yazıldığından yakındı. Ardından beni öne sürdü. Bu ay bana 5 nöbet yazılmış. Hoş muhatap almadım da yine de insan bir parça uyuz oluyor. Bu insan hakkında çok söz söylememe gerek yok. Sadece öğrenciden bulduğu  üzerinde "bu kağıdın fotokopisini çekip 13 kişiye dağıtmazsan başına bir felaket gelir"yazan kağıdın fotokopisini çekip 13 kişiye dağıtarak çocuklar örnek olan bir insandır kendisi.

 Cuma nöbetleri genelde çok zor olmaz bizim okulda. Çünkü cuma günü ders bittikten sonra öğrenciler köylerine dağılırlar. O yüzden nöbet çok yormadı beni. Okulda geçirdiğim zaman da bir dünya evrak işlerimi hallettim. Evde olsaydım belki bu kadar çalışkanlık göstermezdim. 5 sınıfın yazılılarını okudum. Sonuçlar beni gerse de iş yükünden kurtulmuş olmam biraz rahatlattı beni. Ardından 1.5 aylık sosyal kulüp faaliyet raporlarımı hazırladım ki biraz daha rahatladım. Akşamleyin pansiyona sadece yatmaya gittim. Öğretmenler odasında diğer öğretmenlerle muhabbete daldım...

Ertesi gün okulda toplantı vardı. Toplantı tutanağını yazdım. Nöbetin ardından yorulmaya devam ediyordum. Sınıfım olmadığından sadece branş öğretmeni olarak velilerle görüşüp onlara öğrencileri hakkında bilgi verdim.

Enerjimin giderek düştüğünü hissediyordum artık. Eve geldiğimde hemen vurup kafayı yatamadım. Kahvaltı yeni başlıyordu çünkü bizim evde ve bu keyif hep beraber yapılmalıydı. Kahvaltı sonrasında yapılan temizliğe çok katılamadan bedenim artık iflasa doğru gittiğini hissettim Direksiyon dersimi de iptal ettirdikten sonra bikaç saat uzandım ve ancak kendime gelebildim.

Ertesi gün yani bugün sabah erkenden Iğdır'a gittik bizim okuldan dört öğretmenle. Ales vardı çünkü.3 saatlik sınav resmen dengemi dağıtmıştı. Sorular çok zordu ve süreyi yetiştirmekte sıkıntı yaşadım. Son 10 dakikada yaptım biçok soruyu. Hani vardır ya bi söz ben onu şöyle değiştirdim. Türk'ün aklı son anda gelir :P  

Sınavdan sonra Iğdır'ın ünlü Cağ kebabını yemeye bir restorana oturduk. O yorgunlukla çok iyi gelmişt o yemek..Ardından Aliyev parkının yanında nostalji cafe de ortaokul arkadaşımın kardeşiyle buluşup bir şeyler içtik. Orhan Iğdır'da ziraat mühendisliği okuıyor. Ben doğubeyazıta geldiğimden bu yana hiç görüşememiştik. Açıköğretim kitaplarımın bir kısmı gelmişti onları benim adıma almıştı bürodan. Hem onları bana verdi hem de sohbet muhabbet ettik.. 

Ardından tekrar Doğubeyazıttayım..

Şimdi biraz keyfim yok neden mi? Çünkü bu hafta sonundan hiç bir şey anlamadım. Çok hızlı ve yoğun geçti ben bir gün daha tatil istiyorum yarın gitmek istemiyorum okula...

Bir de biraz önce uzun zamandır ilk defa bir kek tarafından aldatıldım. Önce çok kabardı kocaman oldu hatta taştı tepsiden. Sonra kızarmış göründü gözüme çıkardım. Yüzü yanıktı.. O kabarıklığı da kayboldu .. İçine baktım hamurdu... Kekin başına gelmeyen kalmamıştı yanii..:(

Bir de o keki sevdiğim birine yapmıştım.. daha da üzüldüm:((((


8 Kasım 2012 Perşembe

Fibonacci ve Tavşanları

Bugün derste Fibonacci dizisini anlatırken şu ünlü tavşan probleminde bahsedeyim dedim.
Oldum olası aklım ermez, bir türlü mantığıma sığdıramadım bu problemi. Hangi çift doğurmuş, toplam kaç çift olmuş Ama sırf çocuklara bir şeyler katması açısından sınıfta bahsetmek istedim. Önce problemi yazdırdım.

 "Eğer bir çift tavşan her ay yeni bir çift tavşan doğurursa ve her yeni tavşan çifti kendi doğumlarından iki ay sonra yavrulamaya başlarsa, bir çift tavşandan bir yılda kaç çift tavşan üretilebilir?"   Sonra şekli çizdim. Varacağım noktayı bildiğim için çok da zorlanmadım aktarırken konuyu. Yalnız durumu vasatın altında olan sınıfın tavşanların üreme durumunu modelin üstünde şakır şakır göstermeleri beni hayrete düşürdürdü. Sanki daha önceden bu örüntünün kuralını biliyormuşçasına tavşanların sayısına göre örüntüyü ve örüntünün kuralını çıkarıverdiler. Arada onların da keskin düşünebildiklerini görmek beni heyecanlandırıyor. Ama bu durumların daha çok önlerine  ilgilerini çekecek şeyler çıkardığımda ortaya çıkıyor. Bugün de öyle günlerden biriydi işte...

6 Kasım 2012 Salı

Epey zaman oldu yazmayalı buraya. Her şeye zaman ayıran ben ihmal eder oldum burayı. Oysa ne çok yazılacak şeye şahit oluyor insan burda. Bunların muhakemesini yapacak zamanı da oluyor üstelik. Bundan böyle iki üç satır da olsa bir şeyler yazayım diyorum buraya. Bakalım ne kadar duracağım sözümde. Bugün ehliyet sınav sonuçları açıklandı. Motor 87, Trafik 90, ilkyardım 88. Yani yazılı sınavı geçtim.Yakında ehliyetime kavuşcam. Elim yavaştan araba ilanlarına gitmiyor desem yalan olacak ama burada da araba ihtiyacım olan bir şey değil. Zaten küçük bir yer ve taksiyle her yere 5-6 liraya gidebiliyorum. Araba bana bunun kaç katı masraf çıkarır meçhul! Diğer bir durum burada trafik kuralları diye bir şey yok. Herkes kendi kurallarını kendileri koyuyor trafiğe çıktıklarında. Durum böyle olunca yaya olmayı bile zor başardığım bir trafiğe sürücü olarak çıkmaya pek de cesaret edemiyorum. Diğer yandan burada kışları oldukça karlı. Ağrı merkeze göre daha az karlı olmasına rağmen yine de karda araba sürmek çok riskli olduğu söyleniyor. Bu sebeplerden dolayı ertelemek en iyisi belki de arabayı. Burada parayı biriktiririz batıda alırız volvoyu biz de;)